İmza yorumu
Bundan birkaç ay önce Jola’nın yaptığı imza yorumu beni çok şaşırttı. Mektubuna, özellikle birkaç konuda beni, benimle yüz yüze getirecek şeyler yazmıştı. Mektup diyorum, çünkü Jola imza yorumunu mektup kağıtlarına “el yazısıyla” ve “dolmakalemle” yazıyor.
Öyle bir naiflik, zarafet, ne derseniz. İzine en son on yıl önce rastlanmış şeylerden biri…
Bir çeşit karakter tahlili, hatta “olabilir mi acaba?” diye düşündürüp sonunda imza bilimi hayatıma ”olabilir hakikaten” dedirten türden tespitlerle girdi.
Şimdi fal baktırmaya benzetsem, sığ kalacak, çünkü öyle değil. Ancak benzettiğim yanı, herkesin kendi hakkında ne söyleneceğini istisnasız merak etmesiyle ilgiliydi. Biri kahve fincanını kapat dese, kimse “ben hiç sevmem öyle şeyleri” demez, inanmasa bile kendinle ilgili ne söyleneceğini merak eder, dinlemek ister. Buna benzettim.
Buradan sonrası Jola’yı merak edenler için…
Jola Hacettepe İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. 1990 yılından beri imzadan kişilik analizi yapıyor. Bu işe arkadaşlarımın imzalarını inceleyerek başlamış. Arkadaşlarının kişilikleri ile imzaları arasındaki benzerliği şaşırarak, tesadüfen fark etmiş.
Konuyla ilgili, kimi yurt dışından, kimi yurt içinde yayımlanmış yazı analizi, grafoloji ile ilgili makaleler, kitaplar okuyarak, yayınları takip ederek kendini geliştirmiş.
Yazıdan kişilik analizi yapan, kişinin sağlığı ile ilgili tespitlerde bulunan, adli grafoloji alanında uzmanlaşmış kişiler var. Sadece imza analizi yapan yok, bir tek Jola var.
Yazı ile imza analizi arasındaki farkı Jola şöyle anlatıyor:
“Yazı, yazılan metin konusu ya da durumu ile ilgili kişiye bir duygu yükler. Bu duygu ile beyinden parmaklara giden yolda yazı etkilenir. Objektif ve tüm yaşam verinize daha kapsayacak bir kişilik yorumu yapmak zorlaşır. Kişinin değişik zamanlarda yazdığı değişik yazıları biriktirip incelemek gerekir.
İmza analizi için herhangi bir zamanda atılmış bir imza yeterli olur çoğu zaman. İmza kişinin yıllar boyu özenerek üzerinde çalışıp oluşturduğu çizgilerden ibarettir. Kişinin içini tam olarak otomatik, bilinçsiz yansıttığı bir kapalı kutudur.”
Bundan daha fazlasını merak edenler için…
Beyinden verilen komutların, kol ve parmaklardaki kaslarca algılanışı ve kağıda dökülme sürecinin duygusal ve kişisel bağlantılarının ortaya çıkarılmasıyla ilgili yapılan araştırmalara genel olarak grafoloji deniyor. Bu kavramın içerisinde yazı inceleme, sahte belge ayırt etme, üstünde oynanmış senetler, adli grafoloji gibi alt başlıklar yer alıyor.
Yazının hangi duyguyla yazıldığı yorum açısından çok önemli. Yazının kime yazıldığı, konusu, kağıdı, kalemi ve benzer durumlardan etkileniyor. Fakat imza zaman zaman değişik atılsa bile özünü koruyor. İmza spontane ve içten gelen bir karalama. Anlık duygulardan çok geçmişten gelen tecrübeleri yansıtan, hayatın geçmişini yoğunlaştırılmış bir baskı şeklinde kağıda aktaran bir işaret olarak görüyor. İmza kişiyi simgeleyen, farkında olmadan kendine özgüselliğini kaybetmeden oluşuyor. Kişilik oturmaya başlayınca imza da şekilleniyor.
İletişim kurmak ve daha fazla bilgi almak isteyenler için…
Jola Ateş


Aslim,
Hayirli ugurlu olsun siten. Asli gibi, kendin gibi olmus. Resmini de cok begendim. Siyah beyaz resimlere bayilirim zaten. Ama gozlerinde saklanan huznun de kalbime dokundu… Yenilikler ve mutluluklar hep yaninda olsun,
Sevgiler,
Hale
Hale
7 Apr 10 at 6:48 am
aslım canımmm seninle bir cok şeyi palaşmak cok güzel fakat bi tek bir şeyi paylaşmayacağımı öğrendm türkü zevkimiz umarm bir daha zorunlu kalıpta böyle bir şey yapmam… seni cook seviyorummm…
sevgilerlerimle
sevgi bozdağ
sevgi
4 Aug 10 at 11:50 am
Güzel bir site yapmışsınız. Kutlarım. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.
Mehmet
30 Sep 10 at 2:10 am
Ama ben gene de 25′imde olmak istiyorum. N’apcaz?
Gecikmeli de olsa, dogum gunun kutlu olsun. Uzun zaman ardindan sesini duymak guzeldi. Ozlemisim.
Ugur
ugur
14 Nov 10 at 2:34 pm
Merhaba,
Yaz meyveleri hakkında araştırma yaparken bilğilerinize ulaşdım. tek kelimeyle kutluyorum isminiz ile net bir şekilde özdeşmiş, kavun hakkındaki çalışmanız içinde ayrıca teşekkür ediyorum..
Aslı gibi güzel günler dilerim
Orhan Bekdemir
Orhan
3 Jun 11 at 4:13 am
Zamanı olmayan hayat…
İnsan olarak sınırsız talep ve istek lüksüne sahip iken bunları yerine getirmek için sınırlı zamanımız varsa bunda zaman denilen kısıtın suçu ne, bütün olay bizde başlıyor ve biz de bitiyor. İnsan olarak doğamız gereği talep ediyoruz ama talebi gerçekleştirmek için maddi veya manevi olarak hazır mıyız?
Ben bunu şuna benzetiyorum. Elimde hayat/zaman ipi var ve hazır olmadığım veya yarım bıraktığım her şey için bir düğüm atsam ve o ipi yüksek bir yerden inmek için kullansam her defasın da o ip elimi acıtır.
Tamam da ne yapmak lazım?
ya başlamamak yada bitirmek gerekir.
Peki kim yapıyor da eli acımıyor.
Eli acımayan bir tane bile insan yok.
Savaş Ege
Savaş Ege
1 Nov 11 at 4:03 pm
Merhaba,
Blogunuzda Tekirdag Seker Sigorta Kampi ile ilgili kaleme aldiginiz bir yazinizda, bu kampin yerini halihazirda bir tatil sitesinin aldigindan soz ediyorsunuz. Sizin gibi yillar sonra burayi ziyaret etmek isteyecek olursak, nasil ulasabilecegimize iliskin bilgi – mevcut ise yeni tesisin adi ve mevkii bilgisini gonderebilirseniz memnun olurum.
Tesekkur ederim.
L. Gamze Ozdemir
lgamze
17 Nov 11 at 10:33 am